Duyurular
7-8 MAYIS 2013 RESİM SERGİSİ (07/05/2013)...
16 ARALIK TÜRKAN SAYLAN'I ANMA ETKİNLİĞİ (16/12/2012)...
BURS BAŞVURULARI (11/12/2012)...
BURSİYERLER KAHVALTISI VE EĞİTİM (26/06/2012)...
KANDİLLİ KIZ ANADOLU LİSESİ İLK MEZUNLARINI VERDİ. (12/06/2012)...
KKL'DEN YETİŞENLER DERNEĞİ 'nin düzenlediği "GELENEKSEL GÜN"de buluştuk. (27/05/2012)...
KANKEV BAHAR YEMEĞİ - BÜYÜK KULÜP (16/05/2012)...
KANKEV YÖNETİM KURULU TOPLANTILARI (12/05/2012)...
OKULUMUZDA KOORDİNASYON TOPLANTILARIMIZ (25/04/2012)...
KKAL RESİM SERGİSİ - ADİLE SULTAN SARAYI (17/04/2012)...
GENEL KURUL VE YENİ YÖNETİM KURULU (25/03/2012)...
 
Adile Sultan Sarayı

Adile Sultan Sarayı


Yapının Özgeçmişi

   Adile Sultan Sarayı olarak tanınan binanın ilk kez hangi tarihte, kimin tarafından, hangi mimara yaptırıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Binanın yeri, tapu kayıtlarına göre Sultan I. Mahmud ile Şeyh-ül İslam Vani Mehmet Efendi vakıflarındandır; önemli bir kısmının zamanla değişik kişilere geçtiği anlaşılmaktadır.
Başbakanlık arşivindeki belgelere göre, 1828 yılında Kaptan-ı Derya Halil Rıfat Paşa’ya ait olan binayı Sultan Abdülmecid 25 bin altına satın almış; Sultan Abdülaziz ise, 1876’da Balyan Ailesi’nden mimarlara onarımını yaptırtıp kızkardeşi Adile Sultan’a yazlık saray olarak vermiştir.
Saray, 1899’da Adile Sultan’ın ölümü üzerine Hazine’ye geçmiş ve bir bekçinin yerleştirilmesi suretiyle korunmasına karar verilmiştir. Bakımsız kalan sarayın onarılarak Türkiye’nin ilk yatılı kız lisesine dönüştürülmesi, Kandilli Adile Sultan İnas Mektebi (Kandilli Kız Lisesi)’nin açılmasıyla ancak 1916 yılında gerçekleşebilmiştir.
Kandilli Kız Lisesi öğrencilerinin 70 yıl eğitim ve öğrenim gördüğü saray, 7 Mart 1986 günü bir yangın sonucunda dört duvar halinde kalmış; eski mezunların çabalarıyla restore ettirilerek 2006 yılında Sakıp Sabancı Kandilli Eğitim ve Kültür Merkezi olarak yeniden yaşama geçirilmiştir.

Yapının Özelikleri
Kandilli'de Boğaziçi'ne hakim bir tepeye yerleşmiş olan saray, dikdörtgen planlı bir yapıdır; doğu-batı ekseninde kayalık bir zemine oturmaktadır. Karadeniz’e bakan kuzey cephesinden üç katlı, Marmara Denizi'ne yönelen güney cephesinden ise iki katlı olarak algılanmaktadır.
Yapı strüktürünün kagir duvarlardan oluşması, yangının olumsuz etkilerine karşı plan şemasının bozulmadan günümüze ulaşmasını ve aynen muhafaza edilebilmesini sağlamıştır.
Saray üç bölümden oluşuyordu:

Batı Bölümü
Batı cephesinde yer alan sarayın cümle kapısına iki kollu mermer merdivenle çıkılırdı. Girişte mermer bir taşlık ve iki yanda büyük odalar yer alırdı. Adile Sultan'ın ikinci katta bulunan özel dairesine de gene iki kollu bir merdivenle çıkılıyordu. Girişte her iki katın plan şemaları aynıydı. Bu bölümün güneyinde harika bir manzarası olan ve oval salondan da inilebilen küçük bir asma bahçe bulunuyordu.

Doğu Bölümü
Kuzey cephesinde yer alan ve ayrı bir kapıdan girilerek merdivenle üst kata çıkılan büyük mermer sofanın kuzey ve güneyinde odalar yer almaktaydı.Sarayın güneyinde yer alan bahçelere buradan çıkılmaktaydı. İki kollu bir merdivenle çıkılan üst kat da aynı plana sahipti. Hamamın ve tuvaletlerin yer aldığı bazı hizmet bölümleri bu bölümün doğusunda bulunuyordu.

Merkez Bölümü
İstanbul saraylarında genellikle görülen, haremlik ve selamlık olarak kullanılan simetrik bölümlerin merkez mekana bağlandığı şema burada da kullanılmıştı. Bu bölümde kuzeye ve güneye pencereleri olan büyük bir oval salon yer alıyordu. Geç rokoko üslubunda zengin bir bezemesi vardı. Eliptik tavanı taşıyan kolonlar yuvarlak gövdeli ve kompozit başlıklıydı.
Sarayın doğusunda yer alan ve Sıraevler Sokağı'ndan girişi olan sarayla da bağlantısı bulunan yapının eski işlevi bilinmemektedir. Bu bina saray okula dönüştükten sonra yemekhane ve laboratuar olarak kullanılmıştır.
Sarayın kuzey batısında yer alan bahçe içinde müştemilat olarak kullanıldığı sanılan tek katlı bir yapının izleri bulunmuştur.
Batıda sahil yolu üzerine saray mensupları için bir bina yaptırılmış, daha sonra satılmıştır.Sarayın bahçesi denize kadar iniyordu. Sahilde bir deniz hamamının bulunduğu ve ana binaya yol üzerinden geçen kapalı bir köprü ile bağlandığı söylenmektedir.

Adile Sultan ve Osmanlı Hanedanından Yakınları

II.Mahmud (1785 – 1839) (Babası)
I.Abdülhamid'in oğludur. Askerî ve idarî alanlarda çok iyi yetişmiştir.Bilim ve sanata yakınlığıyla da tanınan II. Mahmud, yeni eğitim kurumları (Harbiye, Bahriye, Maarif, Adliye ve Sıhhiye okullarını) açmıştır. Amcası III. Selim’den müzik dersleri almıştır.Günümüze kadar gelen 26 bestesi vardır. Devrin önemli hattatlarından ders alarak icazetli hattat olmuştur. Bazı camilerde ve Topkapı Sarayı’nda levhaları vardır.


Sultan Abdülmecid (1823 – 1861) (Ağabeyi)
1838 yılında henüz 16 yaşındayken tahta çıkarıldı.Gayri Müslimlere geniş haklar veren Gülhane Hatt-ı Hümayûnu’nu yayınlanarak Tanzimat-ı Hayriye Devri başlattı.Tanzimatla yapmayı tasarladığı birçok yeniliği gerçekleştiremedi ve 1856’da Islahat Fermanı’nı yayınladı. Döneminde hukuk ve eğitim alanında ilerlemeler kaydedilmiştir. İstanbul’da ilk kez kız ortaokulu açılmış; lise düzeyinde eğitim kurumları (Dar-ül maarifler), Mülkiye, Harp Akademisi ve çeşitli meslek okulları öğretime başlamıştır. İlk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval’in yayınlanmaya başlaması, kâğıt paranın ilk kez basılması da bu dönemde gerçekleşmiştir.Saray kadınları sosyal yaşamda daha çok görünmeye başlamışlardır.Osmanlı padişahlarının son dördü, V.Murad, ll. Abdülhamid, V. Mehmed Reşad, VI. Mehmed Vahdeddin, Sultan Abdülmecid’in oğullarıdır.

Sultan Abdülaziz (1830 – 1876) (Kardeşi)
Balkanlardaki milliyetçilik hareketleriyle sarsılan Osmanlı Devletinde uluslararası ilişkilere önem vererek Fransa, İngiltere, Belçika, Rusya, Prusya, Budapeşte ve Avusturya’yı ziyaret eden ilk padişah oldu.Darülfünûn’un kurulması, başta Darüşşafaka olmak üzere yeni liselerin, meslek okullarının ve askerî okulların açılması, denizcilik ve haberleşme alanlarındaki ilerlemeler, bugünkü Danıştay ve Sayıştay’ın kurulması Sultan Abdülaziz döneminin önemli olguları arasındadır. Av, güreş, cirit gibi spor dallarıyla uğraşmasının yanısıra, müzik, tiyatro, resim ve heykele de düşkün olan Abdülaziz,ünlü ressam Ayvazovski'yi İstanbul'a davet etmiştir.
Meşrutiyet isteklerine şiddetle karşı çıkmasıyla da tanınan Abdülaziz, 30 Mayıs 1876’da önde gelen vezir, nâzır ve komutanların düzenledikleri bir darbe sonunda tahttan indirilip Topkapı Sarayı’nda hapsedildi. Sultan Abdülaziz’in birkaç gün sonra intihar ettiği söylenmişse de bu olayın cinayet olmasından kuşkulanılmıştır.


Sultan V.Murad (1840 – 1904) (Yeğeni)
Sultan Abdülmecid’in oğludur. Çok iyi eğitim aldığı ve üç dili çok iyi konuştuğu bilinmektedir. İktidarda olan paşalar Sultan V. Murad’ın üzerinde otorite kurduklarından, bu baskı karşısında ruh sağlığı bozulmuş; bilincinin yerinde olmadığını belirten doktor raporu ve Şeyh-ül İslam’ın verdiği “hal” fetvasıyla 93 günlük saltanatı sona erdirilmiştir. Ölümüne kadar Çırağan Sarayı’nda ailesi ile birlikte hapis hayatı yaşamıştır.


Sultan II.Abdülhamid (1842 – 1918) (Yeğeni)
Sultan Abdülmecid’in oğludur.V. Murad’ın hastalığının artması üzerine II. Abdülhamid, Mithat Paşa ve arkadaşları tarafından devlet işlerine karışmaması koşuluyla tahta çıkarıldı ve 23 Aralık 1876’da I. Meşrutiyet’i ilân etti. Devlet yönetimi Meclis-i Mebusan’a devredilmişti. Ancak iki yıl sonra meclisi kapatıp yönetime el koydu.İttihat ve Terakki mensuplarının baskısıyla 1908’de II. Meşrutiyet’i ilân etti. Bir yıl sonra 31 Mart Vak’asını müteakip 27 Nisan 1909’da tahttan indirildi.Döneminde Sanayii Nefise (Güzel Sanatlar Akademisi), Yüksek Mühendis Mektebi, Yüksek Ticaret Lisesi gibi okullar ile Darülaceze ve Beyoğlu Kadın Hastanesi, Şişli Etfal (çocuk) Hastanesi gibi sosyal kurumlar açmıştır.
II. Abdülhamid, ilk yatılı kız lisesi (Kandilli Kız Lisesi)nin açılmasına izin vermiştir. Sıkı bir sansür uyguladığı halde, yayın çalışmalarını desteklediğinden, bu dönemde kitap-dergi ve gazete sayısında büyük artış olmuştur.


Adile Sultan'ın Öyküsü (1826 – 1899)


23 Mayıs 1826 günü Topkapı Sarayı’nın Harem Dairesi’nde doğmuş ve henüz dört yaşındayken annesi Zernigâr Kadın'ı kaybetmiştir. Sultan ll. Mahmud’un baş kadını Nevfidan Kadın tarafından büyütülüp yetiştirilmiştir.
Sultan II. Mahmud, çocuklarının eğitimine çok önem veriyordu. Adile Sultan da küçük yaştan itibaren özel öğretmenlerden din, edebiyat, müzik, Arapça, Farsça ve hat dersleri aldı. Öğreniminin sonunda, şiirler, ilâhiler yazdı, bazıları günümüz TRT repertuarında da yer alan besteler yaptı.Divan sahibi tek kadın sultandır. Hattat olmaya hak kazandı.
Adile Sultan,13 yaşında babasını kaybetti..20 yaşına geldiğinde, Tophane Müşiri Mehmet Ali Paşa ile dillere destan bir düğünle evlendirilen, birçok değerli eşyanın çeyiz olarak verildiği Fındıklı’daki Neşetâbât Sarayı’na gelin giden Adile Sultan’ın mutlu bir yaşam sürdüğü söylenemez. Çocuk yaşta tattığı ana-baba acısından sonra küçük yaşlardaki üç çocuğunu , ağabeyi Sultan Abdülmecid’i (1861), eşi Kaptan-ı Derya Mehmet Ali Paşa’yı (1868) ve bir yıl sonra hayatta kalan tek kızı Hayriye Sultan’ı, kardeşi Sultan Abdülaziz’i (1876) kaybetmesiyle uğradığı dert ve ıstıraplarını hafifletme yolunu bir yandan ibadette bulurken, bir yandan da beyitlerine dökmüştür. Divanındaki beyit sayısı iki bini aşmaktadır. Çektiği acılarla içinde bulunduğu ruhsal durumu gazelinde şöyle anlatıyor:

Gâh olur kendimi idrak ile efgan ederim
Gâh isyanım anıp derd ile nalân gezerim

Gâh Mecnûn gibi dağlar aşarım Adile ben
Aşka Sûzân olup, gamla perîşân gezerim”


Ayrıca Osmanlı tarihini yansıtan şiirler, Fuzulî ve Şeyh Galip’e nazireler de yazmıştır. Kanunî Sultan Süleyman’ın şiirlerini Divan-ı Muhibbi adıyla ilk bastıran da Adile Sultan’dır.
İmparatorlukta yenilik ve değişim hareketleri ile iç-dış savaşların sürdüğü bir dönemde yaşadığından devletin ve yakınlarının içinde bulunduğu güçlüklere duyarsız kalamamış; özellikle sosyal konularla belirgin bir şekilde ilgilenmiştir. Kurduğu vakıflar kanalıyla okullar yaptırmış, susuz yerlere su getirtmiş, işsizlere iş olanağı sağlamış; fakir halkın gereksinimlerini karşılarken, çocukların okula başlamalarına, gelinlik kızlara çeyiz yapılmasına, hastalarının baktırılmasına yardımcı olmuştur. Adile Sultan, ll.Mahmud, Abdülmecid, Abdülaziz, V. Murad, ll.Abdülhamid dönemlerini yaşamış bir Sultan kızıdır.
Kadınların sosyal yaşamına özel bir önem veren Adile Sultan, saray kadınlarına özgü toplantılar yaparak, İstanbul’un çeşitli bölgelerine gezintiler düzenleyerek onların sosyalleşmesine çalışmıştır. Bu gezintiler bazı çevrelerce hoş karşılanmasa da Sultan’ın saygınlığı ve dindar kişiliği ağır basarak olası tepkileri önlemiştir.
Devlet adamları ile yabancı elçilerin eş ve kız çocukları da Adile Sultan’ın saraydaki toplantılarına davet ediliyorlardı. Ayrıca, saraylarını ve köşklerini halkın her kesimine, özellikle kadınlara açarak onların görgü ve bilgilerini arttırmalarına yardımcı oluyor, sorunlarını dinleyip çözümler üretiyordu.
Adile Sultan’ın çocukluğu Dolmabahçe Sarayı’nda, gençliği Beylerbeyi Sarayı’nda geçmiştir. Gelin gittiği Neşetâbât Sarayı’nda 1866’ya kadar kış aylarını geçiriyordu. 1866’dan itibaren 33 yıl süresince Salıpazarı Salhanesi’ni kışlık saray olarak kullanıyordu. Yaz aylarında genellikle Silahtarağa’daki yazlık kasrına, Validebağı’ndaki yazlık bağ köşküne ve Kandilli’deki yazlık sarayına gidiyordu.
Osmanlı tarihindeki kadın sultanlar arasında güzel ahlâkı ve yetenekleri ile ilginç bir kişilik gösteren Adile Sultan 12 Şubat 1899 günü hayata gözlerini yumdu. Cenazesi büyük bir törenle Eyüp Bostan İskelesi’ne çıkarılıp, Eyüp Sultan Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra, Bostan İskelesi Sokağı’nın sonundaki Mehmet Ali Paşa türbesine eşi ile dört kızının yanına gömüldü.


Adile Sultan'ın Vakfiyesi
Adile Sultan’ın vakfettiği mal ve mülkü, bunların kimler tarafından ve nasıl kullanılacağını bildiren vakfiyeler, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi’nde Türkçe Yazmalar Bölümü’nde 4993 numara ile kayıtlıdır.
Tezhiplerle bezeli çok güzel bir ciltte 14 bölüm halinde toplanmış olan bu vakfiyenin tarih, mühür ve tanıkların imzalarının bulunduğu her bölümünde ayrı bir vakfiye yer almaktadır.
Vakfın gelirleri, Seyid Nizamettin Dergâhı’na gelen yoksulların, Gül Camii Sibyan Mektebi öğrenci ve öğretmenlerinin gereksinmeleri gibi yardım konularına harcanması koşullarına bağlanmıştır.
Adile Sultan’ın, vakfiyesi içinde yer almayan çeşitli okul, dergâh, türbe, sarnıç, şadırvan, çeşme, namazgâh vb. hayratı da vardır. Ölümünden sonraki yıllarda, Kandilli’deki yazlık sarayı ve korusu Kandilli Kız Lisesi’nin; Koşuyolu’ndaki köşkü ve korusu sağlık kurumu olmak üzere öğretmenlerin; Fındıklı’daki sarayı ise sırasıyla Meclis-i Mebusan’ın (Millet Meclisi’nin), Güzel Sanatlar Akademisi’nin ve Mimar Sinan Üniversitesi’nin kullanımına bırakılmıştır.

Sarayın okula Dönüşmesi
1900'lerin başında Osmanlı topraklarındaki genç kızların yabancı dil ağırlıklı bir okulda eğitilmesi gerekliliğine inanan ve bu yönde ilk girişimleri başlatanlar, Meclis-i Mebusan ve Ayan Reisi Ahmed Rıza Bey ile ilk kadın gazetecimiz Selma Rıza'dır.
Ahmed Rıza kaleme aldığı “Vazife ve Mesuliyet” adlı yazı dizisinin kadınlarla ilgili bölümünde İslamiyet’te kadının eğitilmesine karşı bir engel bulunmadığını, tam tersine teşvik edildiğini vurguluyordu. Selma Rıza'nın henüz 13 yaşındayken yazdığı makaleler ise Tercüman-ı Hakikat ve diğer bazı gazetelerde yayınlanmıştı.Yüksek öğrenimi için Paris'e ağabeyinin yanına gitmeye kalkışınca, Selma ve bütün ailesi uzun süre Abdülhamid'in gizli polisinin gözaltında tutuldu. Beş yıl bekleyen Selma Rıza sonunda Sorbonne Üniversitesinde okumaya başladı (1900). İki kardeşin kız öğrenciler için açmayı düşündükleri okul, iki dilde eğitim yapacaktı. Yalnızca Müslüman değil, tüm Osmanlı kızlarına açık olacaktı. Ahmed Rıza önce mebuslardan oluşan bir heyet kurdu. Boş ve harap durumdaki Adile Sultan Sarayı'nı bu amaca çok uygun görüyordu.Padişah tarafından tahsisini sağlamak için Belediye Başkanı Cemil Topuzlu Paşa'dan yardım istedi ve birlikte padişahın huzuruna çıktılar. Sultan bu isteği “Evvelce bir kızımıza mahsus idi, şimdi bütün kızlarımıza mahsus olsun” diyerek kabul etti ve sarayın Milli Eğitim Bakanlığı'na tahsisi için emir verdi (18 Mart 1909).

Yatılı Kız Lisesinde Sancılı Dönem
Bu girişime karşı çıkanlar da vardı. Selma Rıza, arkadaşı Emine Semiye ve Ahmed Rıza, “Müslüman kızları batılılaştırmak, onlara dans öğretmek ve piyano çaldırmak, siyasî fikirler telkin etmek ile” suçlanıyorlardı Volkan gazetesinde…
Sarayın onarılması için gerekli ödeneğin, Millî Eğitim Bakanlığı’na yük olmasından kaçınılarak bir yardım komisyonu kurulması uygun görüldü. Ancak 1909 yılında Sultan
II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle sonuçlanan 31 Mart Vak’ası bu girişimlerin sekteye uğramasının ilk nedeni oldu.
Ahmed Rıza Bey yardım kampanyası için şöyle söylüyordu: “Şimdiye kadar kimseden kendim için yardım istemedim, almadım. Lâkin, bu mektep için her kapıyı çalacağım.”
1910’da Osmanlı Bankası’ndan faizsiz bir miktar borç alındı. Çok yetersiz olan bu kredinin en az 20 katına daha gereksinim vardı. Gelir sağlamak üzere bir piyango düzenlenebilmesi için Kız Lisesi Derneği kuruldu. 1911 Haziran’ında halka duyurulan piyangonun biletlerinden alan Veliaht Yusuf İzzettin Efendi, bu girişimi desteklediğini Tanin Gazetesi’nde duyuruyor; onarım işlerini Evkaf İdaresi’nin ünlü mimarları Kemalettin Bey, Vedat (Tek) Bey ve Frankie Efendi üstleniyorlardı.

   İlk kez 31 Mart Vak’ası ile karşılaşılan talihsizlikleri, 1911’de Mercan ve Balat’ta başlayan büyük yangınlar izledi. 2500 kadar binanın yandığı bu felaketler kız lisesi açmak amacıyla düzenlenen piyango bileti satışını engelledi. Umut bağlanan iş adamları, tüm yardım olanaklarını yangın felaketine uğrayanlara yöneltmişti. Piyangodan vazgeçildi ve okulun tasarlandığı gibi 1912’de açılması zorunlu olarak ertelendi.
1911’de çıkan Trablusgarp Savaşı, ardından gelen Balkan Savaşı ile I. Dünya Savaşı’ndan dolayı bu erteleme uzun sürdü.
Nihayet 1916’da Maarif Nâzırı Şükrü Bey konuyla yakından ilgilenerek, okulu ADİLE SULTAN İNAS MEKTEBİ adı altında açtı. Türkiye’nin ilk yatılı kız lisesi olan okulun ilk müdürü Alman uyruklu Bayan Crommer idi.
Okul, yuva-ilk-orta-lise olmak üzere dört bölümden oluşuyordu. Zaman içinde yuva ve ilkokul bölümleri kaldırıldı. Matematik öğretmenliği yapacak kişi bulunmadığından, 1924-25 öğrenim yılında lise bölümü de kapatıldı ve öğretime yalnız ortaokul olarak devam edildi. Rasathane Müdürü ünlü Fatin (Gökmen) Hoca’nın ders vermeyi gönüllü olarak kabul etmesi üzerine, 1930 yılında yeniden açılan lise bölümü, etkinliğini o tarihten bu yana aralıksız sürdürmektedir.
Öğrenci sayısının çok artması nedeniyle, sarayın korusu içinde yeni bir bina yaptırılarak yönetim bölümleri ve derslikler 1969-70 öğretim yılında bu binaya taşındı; yatakhaneler, yemekhaneler, etüt odaları, çamaşırhane vb. Adile Sultan Sarayı’nda bırakıldı.

Yangın : Bir Dönemin Sonu
Yetiştirdiği değerli mezunlarla tanınan Kandilli Kız Lisesi’nde 7 Mart 1986 günü sabaha karşı, elektrik kontağından çıkan bir yangın, güzel bir rüyanın sonu oldu.
Öğrenciler, yangından kaçıp sığındıkları otobüsün içinden, tarihî yuvalarının yok olmasına tanık olurken, acı haberi alan mezunlar daha gün doğmadan okula yardıma koşuyorlardı.
Boğaziçi’nin en güzel yerindeki 110 yıllık saray, 70 yıllık bir okul 3-4 saat içinde dört duvar halinde kalmıştı.
Yatılı öğrencilerin başka okullarda yatarak derslerine gene Kandilli Kız Lisesi’nde devam etmeleri sağlandı. Okulun, yatılı kimliğini yitirmemesi için Kandilli Kız Lisesi’nden Yetişenler Derneği, yatakhanelerin ve yemekhanenin yer aldığı ikinci bir binanın koruda yaptırılmasını başardı. Yangından iki yıl sonra güç koşullar altında yaptırılan bu bina, özellikle Adile Sultan Sarayı gibi görkemli bir sarayda yetişen eski-yeni tüm öğrenciler için kuşkusuz bir düş kırıklığı oldu. Ancak, Türkiye’nin ilk yatılı kız lisesi olan Kandilli Kız Lisesi’nin “yatılı” niteliğine tekrar kavuşması herkes için mutluluktu…


Kaynaklar: Meydan Larousse, C 1. M. Çağatay Uluçay, Padişahların Kadınları ve Kızları, T.T.K.B Ank. 1980, s.135-137 Necdet Sakaoğlu, Bu Mülkün Sultanları, Oğlak Rek. Ve Yay. Ltd. Ştd. 1999 Feza Çakmut, “İstanbul Türbeleri ile ilgili özel çalışma” Ferda Mazak "II Mahmut'un kızı Adile Sultan" Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi Ahmet Rıza "Anılar" Prof. Cemalettin Topuzlu "80 Yıllık Hatıralarım" M. Celalelettin Atasoy "Kandilli'de Tarih" Olcay Kolçak "Adile Sultan"


Kandilli Kız Lisesi Kültür ve Eğitim Vakfı © 2011 | E-Posta : bilgi@kankev.org | Tel : 0532 554 20 18